Antalya Kaleiçi Gezi Notları | Nereleri Görmeli

                                         ANTALYA KALEİÇİ

2000 Yıllık Tarihin Dar Sokaklarda Yaşadığı Yer

[Maksym Kozlenko], Wikimedia Commons ([CC BY-SA 4.0])


Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde, surlarla çevrili at nalı biçimindeki tarihi yarımada Kaleiçi, kentin doğduğu yerdir. Helenistik dönemden başlayıp Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izlerini aynı sokaklarda bir arada barındıran bu 3 km²'lik bölge, günümüzde Antalya'nın en canlı açık hava müzelerinden biri olarak yerli ve yabancı gezginleri ağırlıyor. 1972 yılında sit alanı ilan edilen Kaleiçi, özgün dokusunu koruyan restorasyon çalışmalarıyla 1984'te uluslararası Altın Elma Turizm Ödülü'ne layık görülmüştür.

Kaleiçi'nin Kısa Tarihi

Kentin kuruluşu Helenistik döneme, MÖ 2. yüzyılda Bergama Kralı II. Attalos'a kadar uzanır; bu nedenle şehir uzun süre 'Attaleia' adıyla anılmıştır. Roma İmparatoru Hadrianus'un MS 130 yılındaki ziyareti, bugün de ayakta duran görkemli kapıyla ölümsüzleştirilmiştir. Roma'nın ardından önemli bir Bizans piskoposluk merkezi olan şehir, 1207'de Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından ele geçirilmiş, kısa bir kesintinin ardından 1216'da I. İzzeddin Keykavus tarafından yeniden fethedilmiştir. Selçuklu döneminde surlar onarılmış, Yivli Minare gibi pek çok yapı inşa edilmiştir. Osmanlı döneminde de gelişimini sürdüren Kaleiçi, günümüzde 2000 yılı aşan katmanlı tarihiyle canlı bir açık hava müzesi hüviyetindedir.

        At nalı biçimindeki tarihi surlarda bir dönem yaklaşık 80 burç bulunuyordu

        Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izleri iç içe geçmiş durumda

        1972'de sit alanı ilan edildi, 1984'te FİJET tarafından Altın Elma Turizm Ödülü'ne layık görüldü

Hadrian Kapısı (Üçkapılar)

Kaleiçi gezisine en ideal başlangıç noktası, halk arasında 'Üçkapılar' olarak bilinen Hadrian Kapısı'dır. Roma İmparatoru Hadrianus'un kenti MS 130 yılındaki ziyareti anısına inşa edilen bu anıtsal yapı, üç kemerli geçidi, beyaz mermer çerçevesi ve Korint sütunlarıyla dikkat çeker. Antalya'nın eski şehir surlarından günümüze ulaşan tek kapı olma özelliğini taşıyan yapı, Atatürk Caddesi üzerinde, kentin eski ve yeni bölümlerini birbirinden ayıran simgesel bir sınır işlevi de görür.

[Maksym Kozlenko], Wikimedia Commons ([CC BY-SA 4.0])

Yivli Minare Külliyesi

Kaleiçi'nin en çok tanınan simgesi, 13. yüzyılda Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat döneminde inşa edilen Yivli Minare'dir. Sekiz oluklu tuğla gövdesiyle Antalya'nın siluetini şekillendiren bu minare, aslında yalnızca bir cami değil, geniş bir külliyenin parçasıdır. Yivli Cami, Mevlevihane, Atabey Armağan Medresesi, İmaret Medresesi, Yivli Minare Hamamı ile Zincirkıran Mehmed Bey ve Nigar Hatun türbelerinden oluşan külliye, Selçuklu'nun Antalya'ya bıraktığı en güçlü kültürel mirastır. Caminin içinde, cam zemin altında korunan 800 yıllık su kanalları da ziyaretçileri şaşırtan detaylardan biridir.

Kesik Minare

Kaleiçi'nin sokaklarında tek bir yapıda tarihin nasıl katman katman yazıldığını görmek isteyenlerin durağı Kesik Minare'dir. Roma döneminde tapınak olarak inşa edilen yapı, Bizans'ta kiliseye, ardından Selçuklu döneminde camiye dönüştürülmüş; geçirdiği yangınların izlerini bugün hâlâ taşımaktadır. Çevresindeki Hesapçı ve Tabakhane sokakları ise Antalya'nın en eski ahşap konaklarının görülebildiği, fotoğraf tutkunları için ilham verici güzergâhlardır.

Falk2], Wikimedia Commons ([CC BY-SA 4.0]

Hıdırlık Kulesi ve Yat Limanı

Kaleiçi'nin güney ucunda, Karaalioğlu Parkı'nın hemen yanında yükselen Hıdırlık Kulesi, MS 2. yüzyıla tarihlenen bir Roma yapısıdır. Kare bir kaide üzerinde 14 metre yükselen bu silindirik kulenin özgün işlevi konusunda tarihçiler hâlâ hemfikir değil; kimileri deniz feneri, kimileri anıt mezar olduğunu düşünüyor. Bugün ise Akdeniz'e bakan gün batımı manzarasıyla kentin en gözde noktalarından biri hâline gelmiştir. Antik dönemden bu yana kullanılan doğal liman ise günümüzde modern yatların ve geleneksel teknelerin demirlediği canlı bir marina olarak Kaleiçi gezisinin kalbini oluşturur.

Nasıl Gezilir, Ne Kadar Sürer?

Yaklaşık 3 km²'lik alana yayılan Kaleiçi yalnızca yürüyerek gezilir. Ana durakları -Hadrian Kapısı, Yivli Minare, Kesik Minare, Hıdırlık Kulesi ve Yat Limanı- görmek için 3-4 saat yeterlidir; fotoğraf molaları ve kafe duraklarıyla birlikte ideal süre 5-6 saattir. Kaleiçi'ni gerçekten yaşamak isteyenler için en ideal formül, öğleden sonra girip tarihi yapıları gün ışığında gezmek, ardından akşamüstü gün batımını izleyip geceyi marina çevresindeki restoranların atmosferinde tamamlamaktır.

        İlkbahar (Nisan-Haziran) ve sonbahar (Eylül-Ekim), kalabalığın az olduğu en ideal dönemler

        Yaz aylarında sabah erken veya akşamüstü serin saatler tercih edilmeli

        Taş döşeli, yokuşlu sokaklar için rahat yürüyüş ayakkabısı şart

Ernestohit1, Wikimedia Commons ([CC BY-SA 4.0]

Ziyaret İpuçları

        Rotanıza Cumhuriyet Meydanı'ndan başlayıp Yivli Minare ile devam edin, oradan Kaleiçi'nin merkezine inin

        Sabah erken saatler, hem az kalabalık hem de en güzel ışığı yakalamak için idealdir

        Suna-İnan Kıraç Müzesi ve Kaleiçi Etnografya Müzesi, bölgenin dokusunu içeriden tanımak için değerli duraklardır

        Hesapçı ve Tabakhane sokakları, otantik ahşap konakları görmek isteyenler için kaçırılmamalı

        Amaçsızca sokaklarda kaybolmaktan çekinmeyin; Kaleiçi'nin en güzel kareleri genelde ara sokaklarda çıkar

Sonuç

Antalya denince akla ilk gelen genelde deniz ve güneş olsa da, şehrin asıl hikâyesi surların ardındaki bu dar sokaklarda saklıdır. Roma'nın taş yolundan Selçuklu'nun minaresine, Osmanlı'nın cumbalı evlerinden günümüzün sanatçı atölyelerine uzanan Kaleiçi, birkaç bin yıllık bir sürekliliği tek bir yürüyüşte hissettiren, Antalya gezinizin mutlaka listenizde olması gereken bir durağıdır.